kruger

 

David Harvey, Postmodernliğin Durumu adlı meşhur kitabında (Metis, 2003) tüketim sisteminin postmodern anlamlanmasının niteliklerine göz atarken, artık kültürün ayrılmaz parçası olan sermayeyi ortaya koyar ve estetik yargıları böylesi bir anlam düzeyine oturtur:

“...Asıl önemli nokta, karmaşık bir işbölümüne,  promosyon çabalarına ve pazarlama düzenlemelerine yaslanan organize bir üretim ve tüketim sistemi aracılığıyla gerçekleşen kültürel üretimin ve estetik yargıların oluşumunun tahlilidir. Üstelik günümüzde bütün bu sistem sermayenin dolaşımının (ve çoğu zaman da çokuluslu dolaşımının) hâkimiyeti altındadır.

Bir üretim, pazarlama ve tüketim sistemi olarak, bu faaliyet emek sürecinin aldığı biçimler bakımından ve üretimle tüketim arasındaki bağın kuruluşunun tarzı açısından birçok özgül yön içerir. Bu konuda söylenemeyecek tek şey, bu alanda sermayenin dolaşımının varolmadığı ve çalışanların sermaye birikiminin yasaları ve kurallarından haberdar olmadığıdır. Ve hiç kuşku yok ki, tüketiciler çok dağınık olsalar da, ne üretileceği ve hangi estetik değerlerin aktarılacağı konusunda önemsiz sayılamayacak bir etkiye sahip olsalar da, sistemin demokratik biçimde denetlendiği ve düzenlendiği de söylenemez.

O halde, bu şartlar dahilinde ortaya konulacak bir görsel kültür tanımına ihtiyacımız var. Bu şu anlama geliyor: Eğer hakkaniyetli bir anlamlandırma çabası arzuluyorsak, tüketim metodolojisini irdelemek ve çıkarsamalarımızı bu düzleme oturtmak zorundayız.

 Yukarıdaki çalışma: Barbara Kruger, I shop therefore I am.

Reklamlar