<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Zamanın Anlaşılması Üzerine yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Oct 2009 09:09:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>zaman ve mekan &#171; Mutlak Töz tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-114</link>
		<dc:creator>zaman ve mekan &#171; Mutlak Töz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 13:47:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-114</guid>
		<description>[...] Zaman ve mekan konusuna girildi. Olay ve hareket kavramları hatırlatılarak bunlara ekler yapıldı. Konuya ilişkin girişimde bulunmak  olanağı bulabilmiş değilim. Bir şeyler söylemeyi düşünüyorum, ama nereden nasıl başlamak gerek bir ayıklama yapabilmiş de değilim. Belkide öncelikle hadisenin yeterli bir dökümanını yapmak gerek. Felsefenin, bilimin, kozmolojinin söylecekleri vardır mutlaka. Aristotales, Augustinus, Heidegger alıntılarıyla  zamana dair bir yaklaşım ifade edilmesi bunun bir  örneği. &#8220;Düşünce tarihi&#8221; içinden bu kavramlara dair farklı sınıflandırmalar ve  sentezlemeler yapılabilir. Tam bir envarter çıkarmak olanaksız elbette, ama belirli bir giriş niteliğinde açılımlar sözkonusu olabilir. &#8220;Dil, Varlık&#8217;ın evidir&#8221;  (Heidegger) düşüncesinde ki mekansallık, beraberinde Ev&#8217;in Zaman&#8217;la  ilişkisini bahse açmaktadır. Varlık ve Zaman, düşüncenin tüm bir olanaklılılk yapısda konu edilen noktalara temas eder bu durumda. Öte yandan, zaman&#8217;ı &#8220;4. boyut&#8221; (Einstein) olarak kavramanın etkilerini de eklediğimizde, zaman ve mekan dediğimiz şey zaman-mekan olarak ortaya çıkar. Varlık, zaman ve uzam (mekan): Söylediğimiz her şeyde, her tür bir şey söyleme girişiminde bunlar devrededir. Belki bunlar dolayısıyla bilinç ve bilinç-dışı kavramlarını da konuya dahil etmek gerektir.  Bunların kendilerine ilişkin bir şeyler söylemeye çalışmak bu bakımdan uç bir girişimdir. Ben asıl olarak bu uca yine girişmeyeceğim. Bir oyalanma/erteleme olarak, aklıma gelmiş olan Gaston Bachelard&#8217;ın &#8220;Mekanın Poetikası&#8221; adlı yapıtından iki kısa alıntı eklemek istiyorum yanlızca şimdilik.  Bachelard&#8217;ın ve bu metninin zaman-mekan konusuna nasıl bir açıklık getirdiği ya da ne kattığını bilmiyorum, daha doğrusu bu alıntıları eklerken bu noktayı değerlendirmiş olmayı hesaba katmıyorum tümüyle. Bachelard sonuçta mekan&#8216;ı öne çıkaran, önemseyen bir düşünür. Ben şimdilik burada sadece ondan iki alıntıyı yapmış/aktarmış olmakla yetiniyorum. Zaman ve mekan konusuna, ya da zaman-mekan konusuna gelmek üzere&#8230;.. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Zaman ve mekan konusuna girildi. Olay ve hareket kavramları hatırlatılarak bunlara ekler yapıldı. Konuya ilişkin girişimde bulunmak  olanağı bulabilmiş değilim. Bir şeyler söylemeyi düşünüyorum, ama nereden nasıl başlamak gerek bir ayıklama yapabilmiş de değilim. Belkide öncelikle hadisenin yeterli bir dökümanını yapmak gerek. Felsefenin, bilimin, kozmolojinin söylecekleri vardır mutlaka. Aristotales, Augustinus, Heidegger alıntılarıyla  zamana dair bir yaklaşım ifade edilmesi bunun bir  örneği. &#8220;Düşünce tarihi&#8221; içinden bu kavramlara dair farklı sınıflandırmalar ve  sentezlemeler yapılabilir. Tam bir envarter çıkarmak olanaksız elbette, ama belirli bir giriş niteliğinde açılımlar sözkonusu olabilir. &#8220;Dil, Varlık&#8217;ın evidir&#8221;  (Heidegger) düşüncesinde ki mekansallık, beraberinde Ev&#8217;in Zaman&#8217;la  ilişkisini bahse açmaktadır. Varlık ve Zaman, düşüncenin tüm bir olanaklılılk yapısda konu edilen noktalara temas eder bu durumda. Öte yandan, zaman&#8217;ı &#8220;4. boyut&#8221; (Einstein) olarak kavramanın etkilerini de eklediğimizde, zaman ve mekan dediğimiz şey zaman-mekan olarak ortaya çıkar. Varlık, zaman ve uzam (mekan): Söylediğimiz her şeyde, her tür bir şey söyleme girişiminde bunlar devrededir. Belki bunlar dolayısıyla bilinç ve bilinç-dışı kavramlarını da konuya dahil etmek gerektir.  Bunların kendilerine ilişkin bir şeyler söylemeye çalışmak bu bakımdan uç bir girişimdir. Ben asıl olarak bu uca yine girişmeyeceğim. Bir oyalanma/erteleme olarak, aklıma gelmiş olan Gaston Bachelard&#8217;ın &#8220;Mekanın Poetikası&#8221; adlı yapıtından iki kısa alıntı eklemek istiyorum yanlızca şimdilik.  Bachelard&#8217;ın ve bu metninin zaman-mekan konusuna nasıl bir açıklık getirdiği ya da ne kattığını bilmiyorum, daha doğrusu bu alıntıları eklerken bu noktayı değerlendirmiş olmayı hesaba katmıyorum tümüyle. Bachelard sonuçta mekan&#8216;ı öne çıkaran, önemseyen bir düşünür. Ben şimdilik burada sadece ondan iki alıntıyı yapmış/aktarmış olmakla yetiniyorum. Zaman ve mekan konusuna, ya da zaman-mekan konusuna gelmek üzere&#8230;.. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>proetcontra tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-113</link>
		<dc:creator>proetcontra</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 08:34:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-113</guid>
		<description>Teşekkürler Tolga... Negri&#039;ye de bakmalı. Kavramların biraz daha belirginlik kazanması, somutlaşabilmesi için Negri iyi bir yol. Ben bu kitabı okumamıştım, fırsat bulunca elden geçirmeli.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Teşekkürler Tolga&#8230; Negri&#8217;ye de bakmalı. Kavramların biraz daha belirginlik kazanması, somutlaşabilmesi için Negri iyi bir yol. Ben bu kitabı okumamıştım, fırsat bulunca elden geçirmeli.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tolga tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-112</link>
		<dc:creator>tolga</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 19:51:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-112</guid>
		<description>Bir gecmis, simdi ve gelecek cizgisi uzerinden sekillenmeyen ve mekanlastirilamayan zaman hakkinda Negri&#039;nin ilginc fikirleri var &lt;a href=&quot;http://www.amazon.com/Revolution-Continuum-Impacts-Antonio-Negri/dp/0826479316&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;
Time for revolution&lt;/a&gt; adli kitabinin ozellikle 1. bolumunde (&#039;The constitution of time&#039; baslikli).  Oneririm.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gecmis, simdi ve gelecek cizgisi uzerinden sekillenmeyen ve mekanlastirilamayan zaman hakkinda Negri&#8217;nin ilginc fikirleri var <a href="http://www.amazon.com/Revolution-Continuum-Impacts-Antonio-Negri/dp/0826479316" rel="nofollow"><br />
Time for revolution</a> adli kitabinin ozellikle 1. bolumunde (&#8216;The constitution of time&#8217; baslikli).  Oneririm.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Le Mouvement &#171; Little Drop of Poison tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-111</link>
		<dc:creator>Le Mouvement &#171; Little Drop of Poison</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Aug 2007 14:20:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-111</guid>
		<description>[...] Pro et Contra  [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Pro et Contra  [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>proetcontra tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-109</link>
		<dc:creator>proetcontra</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 20:55:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-109</guid>
		<description>Giacometti&#039;nin heykelleri, desenleri tarih ötesinden geliyor (öncesinden değil); dokunduğumuzda bile bizden adımlarca uzaklar. Onlara dokunmak mümkün değil. Hem bizim zaman eksenli düzlemimize dahil olmayana nasıl dokunabiliriz? Ve Meryem ile Joseph&#039;in Zenona tabiliği madde aleminde geçerli bir kural olsa da, çiftin beraber bastığı kaldırım aşkın&#039;da, zaman ötesinde anlam kazanacak, ve bu mana tuvalin bulunduğu düzlemi anlatmak için fazlasıyla yeterli olacaktır.

Ontik hâl üzere konuşuyorsak &#039;tecrit&#039;tir lafız, evet tam olarak budur. Buradan çıkanlar gerçeğe yakın olur mu, hatta gerçeğe dair bir şey verir mi elimize bilemiyorum, fakat bu yolun hakikate dair, onu arzulayan bir çaba olduğundan eminim. Meryem ve Joseph gerçekte birleşmedi, fakat hakikaten birleşti onlar.

Yorumlarla kat kat sürülüyor vernik, kozalak gittikçe parlıyor. Aslında alıcı kendi vernikliyordur aldığını. Yani öyle olmalı. Burada anlatılmış olan mat bir kırmızı idi, elden ancak bu kadarı geliyor zira.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Giacometti&#8217;nin heykelleri, desenleri tarih ötesinden geliyor (öncesinden değil); dokunduğumuzda bile bizden adımlarca uzaklar. Onlara dokunmak mümkün değil. Hem bizim zaman eksenli düzlemimize dahil olmayana nasıl dokunabiliriz? Ve Meryem ile Joseph&#8217;in Zenona tabiliği madde aleminde geçerli bir kural olsa da, çiftin beraber bastığı kaldırım aşkın&#8217;da, zaman ötesinde anlam kazanacak, ve bu mana tuvalin bulunduğu düzlemi anlatmak için fazlasıyla yeterli olacaktır.</p>
<p>Ontik hâl üzere konuşuyorsak &#8216;tecrit&#8217;tir lafız, evet tam olarak budur. Buradan çıkanlar gerçeğe yakın olur mu, hatta gerçeğe dair bir şey verir mi elimize bilemiyorum, fakat bu yolun hakikate dair, onu arzulayan bir çaba olduğundan eminim. Meryem ve Joseph gerçekte birleşmedi, fakat hakikaten birleşti onlar.</p>
<p>Yorumlarla kat kat sürülüyor vernik, kozalak gittikçe parlıyor. Aslında alıcı kendi vernikliyordur aldığını. Yani öyle olmalı. Burada anlatılmış olan mat bir kırmızı idi, elden ancak bu kadarı geliyor zira.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>banu tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-106</link>
		<dc:creator>banu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 16:05:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-106</guid>
		<description>ProC;

Bir alttaki konuda yorumlara verdiğin cevaplarda Giacometti için Genet&#039;in  onun objelerine bakarken zamanın yok olduğunu, o objelerin zamanın ötesinde var olduğunu söylediğinden bahsetmiştin. Bu konularda bizim algılamamızdaki olası yanılsamaların büyük sebebinin tecrit etmeden bakış ve olayın içinden bakışla ilgili olduğunu düşünüyorum. Zaman ve uzayın örümünü tanımlarken onları ve kendimiz tek tek değerlendirip sistemi de uzaktan seyredebilme idealizesine sahip olmalı ya da bu durumun varlığının olurluğunu hayal etmeliyiz. Wittgenstein&#039;in sözünden ben biraz da bunu anlıyorum. Zaman-uzam örgüsünün içinde beslenmiş bir an tanımımız varsa bağımlılıktan soyutlayıp onu yeniden adlandırmamız imkansız gibi olur.

Yanılsamaların varolabilme ihtimalini hep aklımızda tutmak durmundayız.

Giometti&#039;nin heykellerinin asıl mazlemesinin boşluğun tozu olduğunu söyleyen yazar da gözlemcinin (algılayıcının-yorumcunun) durumunu şöyle analtıyor:

&quot;İleri doğru birkaç adım atsam, sadece tuvale yaklaşmış olurum, figürlere değil. Hatta burnumu onlara dokundurduğumu düşünelim, yine de benden yirmi adım ötede görüneceklerdir; çünkü daha oraya yerleştirildiklerinde, benden yirmi adım  uzakta tasarlanmışlardır. Bütün bunlardan, resmin Zeno Paradoksu&#039;na bağlı olmadığı sonucu çıkarılabilir. Virgin&#039;in ayağını Aziz Joseph&#039;in ayağından ayıran boşluğu sonsuza kadar tekrar tekrar ikiye bölsem bile bütün becerebildiğim, tuval üzerinde belli alanlar oluşturmak olurdu ki, bu da asla Virgin ve kocasının bastığı kaldırım demek değildir.&quot;


 Bu yüzden hareket eden geminin içinde olduğumuzu unutup güvertede ters yöne koşup, koştuğumuz kadar menzil aldığımızı iddia ederken geminin ilerlediği menzili düştüğümüzde ilerlemeyi bırakın geri bile gitmiş durumuna düşebiliriz.



Değerlendirme yaptığımız nokta ve noktanın durumu çok önemli. Uzay ve zaman adına birşeyler söylenecekse bunu bir tuvale baktığımızda olduğu gibi tecrit ederek ve tecrit oalrak yaptığımızda, farkettiğimiz değişmeyen uzaklık ve kaybolan zaman gibi daha akıl karıştırıcı sonularla ama daha gerçeğe yakın doğrularla buluşabilirz.

Kozalak verniklemesi değil ama seyir keyfi oldu bu :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ProC;</p>
<p>Bir alttaki konuda yorumlara verdiğin cevaplarda Giacometti için Genet&#8217;in  onun objelerine bakarken zamanın yok olduğunu, o objelerin zamanın ötesinde var olduğunu söylediğinden bahsetmiştin. Bu konularda bizim algılamamızdaki olası yanılsamaların büyük sebebinin tecrit etmeden bakış ve olayın içinden bakışla ilgili olduğunu düşünüyorum. Zaman ve uzayın örümünü tanımlarken onları ve kendimiz tek tek değerlendirip sistemi de uzaktan seyredebilme idealizesine sahip olmalı ya da bu durumun varlığının olurluğunu hayal etmeliyiz. Wittgenstein&#8217;in sözünden ben biraz da bunu anlıyorum. Zaman-uzam örgüsünün içinde beslenmiş bir an tanımımız varsa bağımlılıktan soyutlayıp onu yeniden adlandırmamız imkansız gibi olur.</p>
<p>Yanılsamaların varolabilme ihtimalini hep aklımızda tutmak durmundayız.</p>
<p>Giometti&#8217;nin heykellerinin asıl mazlemesinin boşluğun tozu olduğunu söyleyen yazar da gözlemcinin (algılayıcının-yorumcunun) durumunu şöyle analtıyor:</p>
<p>&#8220;İleri doğru birkaç adım atsam, sadece tuvale yaklaşmış olurum, figürlere değil. Hatta burnumu onlara dokundurduğumu düşünelim, yine de benden yirmi adım ötede görüneceklerdir; çünkü daha oraya yerleştirildiklerinde, benden yirmi adım  uzakta tasarlanmışlardır. Bütün bunlardan, resmin Zeno Paradoksu&#8217;na bağlı olmadığı sonucu çıkarılabilir. Virgin&#8217;in ayağını Aziz Joseph&#8217;in ayağından ayıran boşluğu sonsuza kadar tekrar tekrar ikiye bölsem bile bütün becerebildiğim, tuval üzerinde belli alanlar oluşturmak olurdu ki, bu da asla Virgin ve kocasının bastığı kaldırım demek değildir.&#8221;</p>
<p> Bu yüzden hareket eden geminin içinde olduğumuzu unutup güvertede ters yöne koşup, koştuğumuz kadar menzil aldığımızı iddia ederken geminin ilerlediği menzili düştüğümüzde ilerlemeyi bırakın geri bile gitmiş durumuna düşebiliriz.</p>
<p>Değerlendirme yaptığımız nokta ve noktanın durumu çok önemli. Uzay ve zaman adına birşeyler söylenecekse bunu bir tuvale baktığımızda olduğu gibi tecrit ederek ve tecrit oalrak yaptığımızda, farkettiğimiz değişmeyen uzaklık ve kaybolan zaman gibi daha akıl karıştırıcı sonularla ama daha gerçeğe yakın doğrularla buluşabilirz.</p>
<p>Kozalak verniklemesi değil ama seyir keyfi oldu bu <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Zaman &#171; Seyr ü Sefer tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-105</link>
		<dc:creator>Zaman &#171; Seyr ü Sefer</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 11:04:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-105</guid>
		<description>[...] Pro et Contra, Zamanın Anlaşılması Üzerine [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Pro et Contra, Zamanın Anlaşılması Üzerine [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tolga tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-104</link>
		<dc:creator>tolga</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2007 21:35:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-104</guid>
		<description>Akif,
Bilincdisi elbette ne gelecekle ne de gecmisle bagini koparmiyor ama bilinc&#039;in aksine tekiller arasi bir sekansa (dizilime) da ihtiyac duymuyor. Yukaridaki yorumda ondan dolayi evveli sonrasi yoktir (eternal) , demek istemistim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Akif,<br />
Bilincdisi elbette ne gelecekle ne de gecmisle bagini koparmiyor ama bilinc&#8217;in aksine tekiller arasi bir sekansa (dizilime) da ihtiyac duymuyor. Yukaridaki yorumda ondan dolayi evveli sonrasi yoktir (eternal) , demek istemistim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>proetcontra tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-103</link>
		<dc:creator>proetcontra</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2007 21:16:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-103</guid>
		<description>Lost,

Doğrusu bunlara tekil olarak değinmeye cesaret edecek durum ve konumda değilim. Sizlerin katacaklarından, düzeltmelerinden cesaret alarak konuşuyorum. Kindi meselesi benim için çok anlamlı olacak, bu senin bahsettiğin metodolojik yöntemle de ilgili.

İmdi biz varlık ve oluş, bir de kendilik ile ilgili çıkarsamalara gideceğiz. Bunun zeminini oturtmak lazım önce, sonra da Batı felsefesi ve İslami gelenekten, bir de imkan bulunursa öğrenilerek Hint ve Çin felsefelerinden dem vurulacak, böylece meseleye tek yanlı bakma probleminden kendimizi sıyırmış olacağız.

Çok net bir husus var: (Genel olarak) Batı geleneği seküler, Doğu geleneği Aşkın üzerine kurulu. Fakat biri diğerinden daha üstün değil, tam tersi birbirleriyle bütünlük oluşturur nitelikte. Yani olması gereken bu. Biz onları, onların kendilerini insanın üstünlüğüne adamış olarak görerek bu durumu olumsuzlamamalıyız, tıpkı onların bizi romantikler, dünyadan geçmiş, umursamaz, sığınmacı ruhaniler olarak görmemesi gerektiği gibi. Biz bunları bir araya getirme çabası içerisinde olmalıyız, anlamlı olan buymuş gibi geliyor bana.

Tolga,

Şizofrenler için zamanın nasıl bir şey olduğunu doğrusu bilemiyorum... Ama bizimkinden çok daha farklı bir anlamı olduğu muhakkak. Zamanın sürekliliğini yıkmayı, senin de nüans koyduğun gibi, ötekiyle değil ama Ötekiyle gerçekleştirebiliriz belki, fakat bu tam olarak neyi ifade edecektir, bunu tam olarak bilemiyorum... Şizofrenin ötekisi farklı bir kurgusal zemine oturduğundan bana her durumda patolojik bir meseleymiş gibi geliyor; fakat patoloji de, ontoloji tabanında ele alınan konularda, günlük hayattaki dışlanmışlığıyla  mı değerlendirilecektir sorusuna &quot;Katiyen hayır!&quot; diye cevap veririm.

Bilinçdışı ise gelecekle bağlanmasa da, geçmişle bağlarını da tam anlamıyla koparmış olmuyor sanırım, yanlışım varsa düzelt lütfen. Bilinç zaten şekillenmiş bir bellek olarak görülebilir; fakat bilinçaltı neye dayanır, en fazla, hangi zeminlerde konuşlanmış durumdadır, bunlara da bakılmalı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Lost,</p>
<p>Doğrusu bunlara tekil olarak değinmeye cesaret edecek durum ve konumda değilim. Sizlerin katacaklarından, düzeltmelerinden cesaret alarak konuşuyorum. Kindi meselesi benim için çok anlamlı olacak, bu senin bahsettiğin metodolojik yöntemle de ilgili.</p>
<p>İmdi biz varlık ve oluş, bir de kendilik ile ilgili çıkarsamalara gideceğiz. Bunun zeminini oturtmak lazım önce, sonra da Batı felsefesi ve İslami gelenekten, bir de imkan bulunursa öğrenilerek Hint ve Çin felsefelerinden dem vurulacak, böylece meseleye tek yanlı bakma probleminden kendimizi sıyırmış olacağız.</p>
<p>Çok net bir husus var: (Genel olarak) Batı geleneği seküler, Doğu geleneği Aşkın üzerine kurulu. Fakat biri diğerinden daha üstün değil, tam tersi birbirleriyle bütünlük oluşturur nitelikte. Yani olması gereken bu. Biz onları, onların kendilerini insanın üstünlüğüne adamış olarak görerek bu durumu olumsuzlamamalıyız, tıpkı onların bizi romantikler, dünyadan geçmiş, umursamaz, sığınmacı ruhaniler olarak görmemesi gerektiği gibi. Biz bunları bir araya getirme çabası içerisinde olmalıyız, anlamlı olan buymuş gibi geliyor bana.</p>
<p>Tolga,</p>
<p>Şizofrenler için zamanın nasıl bir şey olduğunu doğrusu bilemiyorum&#8230; Ama bizimkinden çok daha farklı bir anlamı olduğu muhakkak. Zamanın sürekliliğini yıkmayı, senin de nüans koyduğun gibi, ötekiyle değil ama Ötekiyle gerçekleştirebiliriz belki, fakat bu tam olarak neyi ifade edecektir, bunu tam olarak bilemiyorum&#8230; Şizofrenin ötekisi farklı bir kurgusal zemine oturduğundan bana her durumda patolojik bir meseleymiş gibi geliyor; fakat patoloji de, ontoloji tabanında ele alınan konularda, günlük hayattaki dışlanmışlığıyla  mı değerlendirilecektir sorusuna &#8220;Katiyen hayır!&#8221; diye cevap veririm.</p>
<p>Bilinçdışı ise gelecekle bağlanmasa da, geçmişle bağlarını da tam anlamıyla koparmış olmuyor sanırım, yanlışım varsa düzelt lütfen. Bilinç zaten şekillenmiş bir bellek olarak görülebilir; fakat bilinçaltı neye dayanır, en fazla, hangi zeminlerde konuşlanmış durumdadır, bunlara da bakılmalı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tolga tarafından</title>
		<link>http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-102</link>
		<dc:creator>tolga</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2007 17:11:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://proetcontra.wordpress.com/2007/08/18/zamanin-anlasilmasi-uzerine/#comment-102</guid>
		<description>&quot;Ama çizgisel zemine koşullu duyusal sistemimizi bir kenara koyup kavramsal dünyanın erimini zamanın sürekliliğini yıkmaya çevirdiğimizde bunun mümkün olduğunu görürüz. Düşüncemle kurgusal mekânla gerçeklik arasında mekik dokuyabilir, geçmişle gelecek arasında oyunlar yazabilir, tüm mekân deneyimlerini altüst edip uzağı yakın edebilir, yanımdaki adamı yok edebilirim. İstediğimi öldürebilir, istediğimi yüceltebilirim.&quot;

Yukaridaki cumlelerde yaraticiliga dair birseyler var ama ayni zamanda bu dunyadan ayaklarin kesildigi korkutucu seyler de var. Sizofrenler icin zaman nasil birseydir o &lt;i&gt;zaman&lt;/i&gt;? Zaman&#039;in surekliligini yikmayi bir Oteki&#039;yle birlikte nasil basarabiliriz? Bunu basarabilsek sizofrenlige hastalik teshisi koymayi da engelleyebilirdik; hatta bir tur ustun insan mertebesine cikarlardi. Aslinda bilincdisi tam da bahsettigine benzer evveli sonrasi olmayan bir duzlemde tepki veriyor. Bilincin kendisi gibi bir zamana kousllamiyor kendini.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Ama çizgisel zemine koşullu duyusal sistemimizi bir kenara koyup kavramsal dünyanın erimini zamanın sürekliliğini yıkmaya çevirdiğimizde bunun mümkün olduğunu görürüz. Düşüncemle kurgusal mekânla gerçeklik arasında mekik dokuyabilir, geçmişle gelecek arasında oyunlar yazabilir, tüm mekân deneyimlerini altüst edip uzağı yakın edebilir, yanımdaki adamı yok edebilirim. İstediğimi öldürebilir, istediğimi yüceltebilirim.&#8221;</p>
<p>Yukaridaki cumlelerde yaraticiliga dair birseyler var ama ayni zamanda bu dunyadan ayaklarin kesildigi korkutucu seyler de var. Sizofrenler icin zaman nasil birseydir o <i>zaman</i>? Zaman&#8217;in surekliligini yikmayi bir Oteki&#8217;yle birlikte nasil basarabiliriz? Bunu basarabilsek sizofrenlige hastalik teshisi koymayi da engelleyebilirdik; hatta bir tur ustun insan mertebesine cikarlardi. Aslinda bilincdisi tam da bahsettigine benzer evveli sonrasi olmayan bir duzlemde tepki veriyor. Bilincin kendisi gibi bir zamana kousllamiyor kendini.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
